Öğrenci

Akşehir

İletişim

Duyurular

Vizyonumuz

AtatürkOkulumuzPersonelFaaliyetlerDoğrugözNasreddin HocaUlaşım

Türk ve İslâm Öncesi Dönem

    Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. Etiler zamanında Akşehir'in adı THYMBRION' dur. Zamanla Frikya egemenliğine daha sonra Anadolu ‘ da egemenlik kuran Lidyalılar’ ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da artmıştır. "Krallar Yolu" Akşehir' den geçmektedir. Akşehir , I. Ö. III. yüzyılda, PHILOMELIUM " Bal Sevenler " adıyla anılmaya başlanmıştır. Pers ve Hellenistik dönemlerden sonra kent, Roma daha sonra da Bizans egemenliğine geçer.

Selçuklular ve Osmanlılar Dönemi

ç
Hasan Paşa (İmaret) Camii

    Araplar Akşehir'i , beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır.Ancak sonra Anadolu'ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Sah komutasında kenti almışlardır. Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan Akşehir (Aksar) büyük yıkımlar yasamak zorunda kalmıştır. 1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr ' a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de Y.Beyazit'in Timur' a yenilmesiyle Moğollar'ın, Fetret döneminden sonra Karamanoğulları'nın eline geçer. Nihayet Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir' i fethederek Osmanlı topraklarına katar.19.YY sonlarında Akşehir’de Kaymakamlık yapan Bereketzade İsmail Hakkı’ nın Hatıralarında verdiği bilgilere göre; Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte (Cihanbeyli, Doğanhisar vb.) 50.000' den fazla nüfusu vardır. Türkler, Yörükler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar vd. diğer milliyetlerden insanların bir arada yaşadığı sosyal ve ekonomik bakımdan canlı, bir merkezî yerleşme birimidir.

Kurtuluş Savaşı Dönemi (Garp Cephesi Karargahı)


Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, 1922 yılı ağustos ayında, Akşehir'deki Garp Cephesi
       Karargahında Büyük taarruz için yapılan toplantıdan sonra, şehir içinde yaptıkları gezinti sırasında.

                  Kurtuluş Savaşımız' ın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra,18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp( Batı ) cephesi karargahı Akşehir' e yerleşir. Kumandan İsmet (İnönü ) Pasa TBMM' den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz" un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir' de yapar. Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar. M.Kemal Paşa' nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24 Ağustos 1922 tarihinde ,Bati Cephesi Karargahı ve bağlı kuvvetlerimiz Büyük Taarruz için Akşehir' den Afyon' a doğru hareket ederler. Ünlü yazarımız, hemşerimiz merhum Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır. 24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günü olarak coşkuyla kutlanır.

              Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Karargahı olarak kullanılan tarihi bina, bugün müze olarak hizmet veriyor.

GÜLMECE PARKI

        Geçmiş yıllarda Akşehir' e uğrayanlar, Nasreddin Hoca Türbesi' nin yakınlarındaki parkta, varolan birkaç ağacın gölgesinde soluklanırlardı. Bir bardak çay, bir yudum soğuk su, göz doyumu için biraz yeşillik beklentisiyle boşuna bakınırlardı etraflarına. Bakımsız, sessiz, tas yığınlarıyla bir garip parktı burası: Kayalı Park. Günlerden bir gün; ağaçlar dikilmeye,çimler ekilmeye başlandı buraya. Ardından bir havuz, bir çocuk bahçesi, bir kafeterya beliriverdi. Sonra parkın orta yerine birden bire kocaman bir kazan oturdu. Dört metre yüksekliğinde, 6 metre çapındaki bu bakir kazanın öyküsü de ilginç. Ankara' da geleneksel bakırcı ustalarına yaptırıldı. Ankara'dan Akşehir'e gelişi medyatik bir olay oldu. Bu dev kazan, önce Guinnes rekorlar kitabında kendine yer aradı, sonra da gidip, Akşehir'i en merkezi meydanına gelip kondu.
        Cümle alem başına toplandı kazanın. Civar köylere, beldelere , kentlere haber salındı: " Durmayın, koşun, gelin! Akşehir'in ortasına bir kazan kondu ki bir bakan bir daha bakmak ister! " Akşehirli yıllardır tutmayan mayayı göle çalmaktan bıkmış olacak ki 40. Nasreddin Hoca Şenliği' nde , 5 Temmuz 1999 günü, temsili Nasreddin Hoca Erol Günaydın'ın elinden bu kazana mayayı çaldı ve ertesi gün de yoğurdunu yedi.
        Bir yıl boyunca ziyaretçisi eksik olmadı kazanın. Önünde hatıra fotoğrafı çektirenler, hangi gün bir daha yoğurt yiyebileceğiz diyenler. İşte bu kazan , bir gün oradan kalktı yeni parka kondu. "Kazan Doğurdu" öyküsünü bilenler bir de "Kazan Uçtu" öyküsünü anlatmaya başladılar.
        Dönelim park öykümüze: Garip parkta, değişiklikler olmaya devam etti. 41. Nasreddin Hoca Şenliği açılışında dört adet de heykel yerleşti parka. Genç heykeltıraş Cemil Güntepe'nin elinden çıkma ve parkın ne garipliği kaldı, ne sessizliği, ne de kayalı oluşu. Yemyeşil, bakımlı, cıvıl cıvıl insanlarla dolu, bir güler yüzlü mekan halini aldı. Adına da bundan böyle GÜLMECE PARKI denmeye başladı.
        *Bilgiler Akşehir Belediyesi web sitesinden alınmıştır.

Akşehir'den Genel Görünüşler

 

 

 
 
 

AtatürkOkulumuzPersonelFaaliyetlerDoğrugözNasreddin HocaUlaşım

İletişim: Doğrugöz Kasabası Cumhuriyet Alanı No:1 Akşehir / Konya

Tel:0.332.8161010 e-mail:stmakasci@gmail.com sehitturgutmakasci@mynet.com

© 2007 Mehmet AKCA (Okul Bilgisayar Formatör Öğretmeni)